31 Ekim 2010 Pazar

KOKU

Bir kitabı okuduktan sonra filmini seyretmeyi seviyorum. Genellikle hayal kırıklığına uğrasam da sanırım kitabı okurken karakterleri ve mekanları zihnimde oluşturmakta zorlandığım için ihtiyaç duyuyorum buna. 'Koku' ile ilgili yaptığımız güzel toplantıdan sonra da yorum yapmak için önce filmini seyretmek istedim. Filmi bulmam biraz gecikti, kusura bakmayın:)
Kitabı okuduktan sonra etrafımdaki cisimlerin kokularını daha dikkatli incelediğimi farkettim. Bu anlamda üzerimde kalıcı bir etki bıraktığını söyleyebilirim. Gerek kurgusu, gerekse dili ile oldukça sürükleyiciydi.Bilhassa sonunu çok beğendim. Arka kapağında yazdığı gibi gerçekten Kafkaesk bir yönü vardı. Bir dönem romanı olarak da çok başarılıydı. Yazar, okuduğum ilk kitabı olmasına karşın, özgün kurgusu ile diğer kitaplarını da okuma isteği uyandırdı bende.
Filme gelince elbette kitap kadar büyük bir etki yaratmadı üzerimde, fakat kitaptan uyarlama diğer filmlere nazaran çok başarılı bulduğumu söylemek istiyorum. Önemli detaylar atlanmadan iki saate gayet güzel sığdırılmış.
Bundan sonraki toplantımızda tartışacağımız Uğultulu Tepeler'in filmini şimdiden aramaya başladım. Ona yazacağım yorumun bu kadar gecikmeyeceğini umuyorum:)
Bu güzel organizasyon için Cem'e ve Süleyman'a teşekkür ederim. Uğultulu Tepeler'de görüşmek üzere.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder